Günün Sözü "Sevgi, kalbin hiç susmayan tek lisanıdır." — Yunus Emre
Türk Edebiyatı Şairler Antolojisi

Edebiyatımızın Unutulmaz Şairleri ve Eserleri

Orhan Veli, Cemal Süreya, Attila İlhan, Necip Fazıl ve Türk şiirine damga vurmuş tüm üstatların hayatı ve şiirleri.

Yahya Kemal Beyatlı
Şair

Yahya Kemal Beyatlı

– Günümüz

1884 yılında Yenimahalle Üsküp'te dünyaya gelmiştir. Annesinin ismi Nakiye, babasının ise İbrahim Naci'dır. Asıl adı Ahmed Agâh'tır. İlköğrenimini Üsküp'te gördü. İstanbul Vefa Lisesi mezunudur. Başlangıçta Sultan II. Abdülhamit yönetimine karşı muhaliflerin safında yer alarak 1903'de Paris'e gitti. Fransa'da siyasal bilgiler okurken hocası Albert Sorrel'in etkisinde kaldı ve düşüncelerinde değişmeler oldu.Fransa'da 9 yıl kaldı. Fransız Edebiyatı'nı ve edebiyatçılarını yakından tanıma imkânı buldu. Onlardan etkilendi. Doğu Dilleri Okulu'na devam ederek Arapça ve Farsça'sını geliştirdi. Divan şiiri üzerinde yoğunlaştı.1913 yılında İstanbul'a döndü. Darülfünûn'da tarih ve edebiyat dersleri okuttu. Gazete ve dergilerde yazılar yazdı. Lozan Konferansı'na katıldı. 1923'te Urfa Milletvekili seçildi. Çeşitli ülkelerde diplomatik görevler alarak Türkiye'yi temsil etti. Yozgat, Tekirdağ ve İstanbul Milletvekilliği yaptı. Pakistan Büyükelçiliği görevindeyken 1949 'da emekli oldu ve yurda döndü.Tedavi için Paris'e gitti. Bir yıl sonra 1958'de öldü. Eserleri Kendi Gök Kubbemiz (1961) Eski Şiirin Rüzgârıyla (1962) Rubailer ve Hayyam’ın Rubailerini Türkçe Söyleyiş (1963) Edebiyata Dair Aziz İstanbul (1964) Eğil Dağlar Tarih Musahabeleri Siyasi Hikayeler Siyasi ve Edebi Portreler Çocukluğum, Gençliğim, Siyasi ve Edebi Hatıralarım Mektuplar-Makaleler Bitmemiş Şiirler Pek Sevgili Beybabacığım Yahya Kemal'den Babasına Kartpostallar, 1998 Gemi Elli Yıldır Sessiz: Özel Mektupları ve Yazışmalarıyla Ölümünün 50. Yılında Yahya Kemal Eren Köyünde Bahar (Şiir)

Şiirlerini İncele
Yusuf Hayaloğlu
Şair

Yusuf Hayaloğlu

– Günümüz

1953 yılında Ovacık'ta doğdu. Parasız yatılı sınavında Türkiye ikincisi oldu ve Haydarpaşa Lisesi'nde yatılı okudu. Bir kısmı Elâzığ’da geçen lise eğitiminden sonra İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi'nde resim eğitimine başladı. Bir yandan da Cağaloğlu matbaalarına grafik işleri ve bijuteri atölyelerine takı ve aksesuar modelleri yapıyordu. 1972 yılında üniversite eğitimine ara vererek evlendi. Askerliğini Bornova, Burdur ve Konya 2. Ordu Karargahı'nda ressam olarak yaptıktan sonra Elazığ’da ulusal bir gazetede muhabirlik yaptı.İstanbul’a geri döndü. Yılmaz Güney ile tanışıp Güney Filmcilik’te çalışmaya başladı. Üç yıl boyunca burada senaryo, öykü, roman, afiş, poster ve kartpostal hazırlanmasında görev aldı. Güney dergisiyle yolculuğu sürerken gelen 12 Eylül sürecinde o da geçti Nizamiye kapılarından. Çıktığında Cağaloğlu'nda açtığı atölyesinde matbaa ve yayınevlerine resim-grafik işleri yapmaya devam etti.Kız kardeşi Gülten'in 1986 yılında Ahmet Kaya ile evlenmesi hayatında yeni bir dönüm noktası oldu. Ahmet Kaya'nın onun yıllardır karaladığı ve bir kenara koyduğu şiirlerle tanışmasıyla aralarında 13 yıl sürecek bir üretim ortaklığı başladı. Bu süreçte “Yorgun Demokrat”, “Adı Bahtiyar”, “Ayrılık Hediyesi”, “Hani Benim Gençliğim”, “Başım Belada” gibi pek çok esere imza atarak bir döneme damga vurdular. Hayaloğlu ayrıca “Dağlarda Kar Olsaydım”, “Nankör Kedi”, “Sen Ağlama Yar” gibi şarkılar yapıp Ferhat Tunç'tan, Fatih Kısaparmak, İbrahim Tatlıses ve Müslüm Gürses'e kadar pek çok sanatçı ile çalıştı. 1999 yılında Ahmet Kaya için yazdığı “Giderim” yılın şarkısı oldu.Ahmet Kaya'nın Türkiye'den ayrıldığı yıl Ah Ulan Rıza isimli ilk albümünü çıkardı. 2002'de Gözleri İntihar Mavi isimli ilk şiir kitabını yayınladı. Kitabı 48. baskıya ulaşarak bir rekora imza attı. Üst üste gelen ağabeyinin, Ahmet Kaya'nın ve annesinin ölümü ile sıhhatini büyük ölçüde kaybetti. Her şeye rağmen eserlerini yaratmaya devam etti.İkinci albümü Bir Acayip Adam'ın da ilki gibi satış rekorları kırmasıyla bu kez Flash TV, Radyo Barış, Kral TV ve Su TV'de programlar yapmaya başladı. Bir yandan da yurt içinde ve yurt dışında çeşitli konser ve dinletilerle şiirlerini halka ulaştırdı, ödüller aldı.Akciğer kanserine yakalanan Hayaloğlu, 3 Mart 2009’da tedavi gördüğü Bakırköy Acıbadem Hastanesi'nde sabaha karşı çoklu organ yetmezliğinden hayata gözlerini yumdu. Cenazesi Küçükarmutlu Cemevi'nde ve Yeniköy Merkez Camisi'nde düzenlenen iki törenin ardından Yeniköy Mezarlığı'nda toprağa verildi.Mine Hayaloğlu ile evli olan Yusuf Hayaloğlu, Deniz, Hazan ve Can adında üç çocuk babasıydı. Vefatından sonra ailesi tarafından derlenen Dur... Ağlama Gözlerim adlı şiir kitabı 2010 yılında yayımlandı. Eserleri Gözleri İntihar Mavi (2002) Dur... Ağlama Gözlerim (2010) Şiir Albümleri Ah Ulan Rıza İstanbul Acılar Kraliçesi Demek Şimdi Gidiyorsun Ayrılık Hediyesi Asi Bir Küheylan Kim Susturabilir Topal Sevda Yüreğim Kanıyor İncinen Gurur Bir Acayip Adam Merhaba Nalan Neylersin Hangi Ayrılık Bir İntihar Gibi İşte Gidiyorum Hayat Nedir Anne Biz Üç Kişiydik Bir Acayip Adam Beni Düşün, Unutma Dokunma Yanarsın

Şiirlerini İncele
Yılmaz Erdoğan
Şair

Yılmaz Erdoğan

– Günümüz

Türk oyuncu yazar ve yönetmen. Sadri Alışık Ödülleri en iyi erkek oyuncu, Altın Kelebek Ödülleri en iyi komedi dizisi, AACTA en iyi yardımcı erkek oyuncu, Afife Tiyatro Ödülleri Cevat Fehmi Başkurt özel ödülü sahibidir. 1967 yılında Hakkari’de doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini, Ankara’da tamamladı. İTÜ İnşaat Mühendisliğini kazandı. Fakat ağır basan tiyatro tutkusu, eğitimini yarıda bırakmasına neden oldu. Tiyatroya Ferhan Şensoy´un 'Nöbetçi Tiyatrosu'nda başladı. Daha sonra Levent Kırca’nın 'Olacak O Kadar' adlı televizyon programında yazar olarak görev yaptı. TRT´de yayınlanan 'Umut Taksi' adlı diziyi yazdı ve bu dizide oyuncu olarak rol aldı. 'Gereği Düşünüldü' isimli oyunu yazdı. Bu oyundan sonra tiyatro çalışmalarına Yasemin Yalçın Tiyatrosu’nda devam etti. 'Haşlama Taşlama' ve 'Kadınlık Bizde Kalsın' adlı oyunları yazdı. Yılmaz Erdoğan, bundan sonra ortağı Necati Akpınar ile birlikte kurduğu Beşiktaş Kültür Merkezi’nde devam etti. Burada yine başrollerini Demet Akbağ ile paylaştığı 'Bir Demet Tiyatro' adlı diziyi yazdı. 'Otogargara' müzikalini yazdı. 'Kayıp Kentin Yakışıklısı' adlı bir şiir kaseti, Prestij Müzik etiketiyle müzik marketlerde yerini aldı. Senaryosunu yazdığı ve yönetmenliğini paylaştığı ‘Vizontele’ filmini çekti.Erdoğan 1993-1998 yılları arasında Sanem Oktar ile evli kalmış, 1996 yılında Berfin Erdoğan isimli bir kız evladı dünya gelmiştir. 2006 yılından itibaren Türk sinema ve dizi oyuncusu Belçim Erdoğan ile evli olan sanatçının bu evlilikten 2010 yılında Rodin Erdoğan isimli bir erkek çocuğu vardır. Eserleri Feriştah'ın Fentezileri (Bir Demet Tiyatro Dizisi Diyalogları) Cebimdeki Kelimeler (Oyun) Otogargara (Oyun) Hijyenik Aşklar (Kısa güldürü hikâyeleri) Anladım (Şiir) Haybeden Gerçeküstü Konuşmalar (Diyaloglar - Sonradan Haybeden Gerçeküstü Aşk adıyla oyunlaştırılmıştır.) Hüzünbaz Sevişmeler (Deneme) Kadınlık Bizde Kalsın (Oyun) Kayıp Kentin Yakışıklısı (Şiir) Laz Bakkal ile Tombalak (Bir Demet Tiyatro Dizisi Diyalogları) Bana Bir Şeyhler Oluyor (Oyun) Sahiler Düş Düşler Sahi (Şiir)

Şiirlerini İncele
Yılmaz Odabaşı
Şair

Yılmaz Odabaşı

– Günümüz

Yılmaz Odabaşı, ilk öğrenimini Diyarbakır, Ankara, Kayseri ve Gaziantep illerinde, lise öğrenimini Diyarbakır'da Diyarbakır Lisesi'nde tamamladı. 1970'lerin sonunda dönemin öğrenci eylemlerinde aktif rol aldı. 1980'de İzmir Hukuk Fakültesi'nde öğrenimine başladıktan sonra 12 Eylül Darbesi ile tutuklandı ve Diyarbakır Askeri Cezaevi'nde bir yıl hapis yattı. Yazko Somut gazetesinde ve Nitelik, Yamaç, Yarın, Dönem, Oluşum gibi dergilerde yazılar yazdı. 1984'te İlk şiir kitabı toplatıldı. Bu esnada kısa süreli tutuklandı. Salıverilmesinin ardından Gökyüzü, Yeni Olgu, Dönem, Ortaklaşa, Oluşum, Yarın dergilerinde yazdı. 1985'te Diyarbakır'a dönen ve ilk şiir kitabını tekrar yazan şair, kitabını 1985'te yayınlattı. Aynı dönemde Diyarbakır'da Aydınlar Dilekçesi'ni imzaya açtı ve İHD'nin kuruluş çalışmalarına katıldı.Yılmaz Odabaşı, yazdığı ilk yıllardan itibaren şiirimizde 80 kuşağının özgün, sevilen ve yaygın okunan şairlerinin başında yer aldı. Şiirleri en çok bestelenen bir şair olarak da anıldı. Ahmed Arif'in epik ve dağlı sesi ile Attila İlhan'ın kentli lirizminin birleşimi sayılabilecek yalın ama imgesel yoğunluklu şiirleri, 1980'lerden 2000'li yıllara dek genç kuşak şiir okurları üzerinde büyük bir etki oluşturdu.Odabaşı, 1981'de kısa bir süre Akajans'ta çalıştı. 1986'da UBA(Ulusal Basın Ajansı) Diyarbakır temsilciliği,1987 yılında Ortadoğu Haber Ajansı haber müdürlüğü yaptı. 1992 yılında 2000'e Doğru dergisinin Diyarbakır büro şefliği ve Turkish Daily News gazetesinin güneydoğu temsilciliğini yaptı. 1991 ve 96'da iki kez Adana Altın Koza Film Öyküsü Ödülü'nü,92'de Petrol-İş Sendikası Şiir Yarışması 2.'lik ödülünü ve Cahit Sıtkı Tarancı şiir ödüllerini kazandı. 1993 yılında Aydınlık gazetesinin Diyarbakır temsilciliği ve köşe yazarlığını yaptı. 1994 yılında Yargıtay tarafından on aylık hapis cezasının infazını Ankara Ulucanlar Cezaevi]] ve daha sonra aktarıldığı Ankara Haymana Kapalı Cezaevi'nde tamamladı. 1994'te Çağdaş Gazeteciler Derneği'nin "Yılın Gazetecisi" ödülünü, 1995'te Sabri "Altınel Şiir Ödülü"nü, 1999'da Orhon Murat Arıburnu Şiir Özel Ödülü'nü, 1991 ve 99'da İki kez Human Rght Watch (New york) "baskıya karşı cesaret" ödülü, 1996'DA PEN Onat Kutlar Film Öyküsü ödülü ve İsveç PEN onur ödülünü kazandı.1993-94'te günlük Aydınlık, 1995'te Siyah Beyaz Gazetesi'nde köşe yazıları yazdı. Daha sonra Cumhuriyet Gazetesi ve ekler (96-99) , Radikal (1998) ve Radikal İki Eki'nde ve Birgün Gazetesi'nde (2004) yazdı.Şiirleri ve şiir üzerine eleştirileri Varlık, Günümüzde Kitaplar, Yeni Düşün, Broy, Gösteri, Edebiyat ve Eleştiri gibi çok sayıda dergide yayınlandı. 1998 yılında bir yazısı, 2000 yılında bir kitabı nedeniyle 1.5 yıl ay hapis cezasına çarptırıldı ve 1999'da mahkûmiyeti nedeniyle Bursa E Tipi Cezaevi'nde, 2000'de Tekirdağ Saray Kapalı Cezaevi'nde yattı. Cezaevi'nden çıkınca Orhan Murat Arıburnu Şiir Özel Ödülü'nü,İsveç PEN Onur Üyeliği ve Human right Watch (New York) "Baskıya Karşı Cesaret Ödülü"nü kazandı. 2000 yılından sonra ödüllere katılmadı. Mahkumiyetleri nedeniyle AİHM'de açtığı davayı 2005 yılında kazandı.2000 yılında Ey Hayat adlı şiir kitabı yayınlandı. Ey Hayat, sanatçı Onur Akın'ın albümüne de ad verdi. Bir süre Ahmet Kaya ile çalışan Odabaşı'nın kırk kadar şiiri başta Ahmet Kaya olmak üzere (Yakarım Geceleri, Diyarbakır Hasreti, Dağlarda Ölmek İsterim gibi şarkılar) , Onur Akın, Edip Akbayram, Grup Yorum, İlkay Akkaya, Ferhat Tunç, Metin Yılmaz, Sevcan Orhan, Suavi, Hayko Cepkin, Cevdet Bağca gibi sanatçılar tarafından yorumlandı.Şiirleri Farsça, İngilizce, Almanca, Fransızca, Kürtçe gibi pek çok dile çevrildi. Şiirlerinin İngilizce çevirilerinden oluşan "Everything But You" adlı şiir kitabı, Munster Literature Centre adlı yayın kurumu tarafından (Avrupa Konseyi sponsorluğunda) yayınlandı. 2015 yılında şiirlerinden yapılmış bir seçkiden oluşan kitabı ise İran Tahran'da yayınlandı2004 yılında "Şarkısı Beyaz" adlı ilk romanı çıktı. 2005 yılında "Sakla Yamalarını Kalbim" adlı seçilmiş şiirlerinden oluşan derleme, 50.000 bin adet basıldı. Halen Nazım Hikmet Vakfı'nın yönetim kurulu üyesidir. 2004-2012 yılları arasında yeni kitap yayınlamadı, biten kitaplarının yeni baskılarını yapmadı. 2013 yılında "Hayatın Düşlere Borcu Var" adlı kitabıyla ve on iki yıl aradan sonra yayınladığı "Bana Yasak Sözler Söyle" adlı yeni şiir kitabıyla yayın-edebiyat dünyasına geri döndü. 2015'te bütün şiirlerini "Her Ömür Kendi Gençliğinden Vurulur" (1.cilt) ve Feride (2.cilt) adlı kitaplarında topladı topladı.Yılmaz Odabaşı, yazarlık uğraşının yanı sıra, fotoğraf çekmekte ve resim çizmektedir. Eserleri Hikaye Kül Aşklar (1991) Çocuklar ve Adresler (1992) Roman Şarkısı Beyaz (2004) Şiir Siste Kalabalıklar (1979-1984 şiirleri) , Ekim 1985 Yurtsuz Şiirler (1987) Reşo, Talan İklimi (1987) Aynı Göğün Ezgisi (1988) Feride (1990) Her Ömür Kendi Gençliğinden Vurulur (1992) Cehennem Bileti (1995) Aşk Bize Küstü (1997) Çalınmış Bir Mahşer İçin Ahval (1999) Ey Hayat (2000) Buğulu Atlas (2002) Sakla Yamalarını Kalbim (derleme, 2005) Aşk Şiirleri (Tematik seçki, 2010) Bana Yasak Sözler Söyle, (Şiir, 2014) Her Ömür Kendi Gençliğinden Vurulur (Toplu şiirleri) Deneme Sevginin Herkesten Şikayeti Var (1996) Hayatın Düşlere Borcu Var (2013) Anı Hoşça kal Diyarbakır (2013) Eylül Defterleri (1991) Araştırma - İnceleme Güneydoğu’da Gazeteci Olmak (1994) Günlük Bütün Kanamalar Umuttan (1995) Gazete Yazıları Düş ve Yaşam (1996) Derlediği Antolojiler 1975-200 Son Çeyrek Yüzyıl Şiir Antolojisi (2000) Aşk Şiirleri Antolojisi (2000) Ödülleri 1987 Temmuz Dergisi Şiir Yarışması 1.'lik Ödülü 1987 Tayad Şiir Yarışması 2'lik Ödülü 1989, Tayad Hikâye Ödülü 1991, Cahit Sıtkı Tarancı Şiir Ödülü 1992, Petrol İş Sendikası Şiir Yarışması ikincilik ödülü, Her Ömür Kendi Gençliğinden Vurulur şiir kitabı ile 1992, Çankaya Belediyesi ilkbahar ödülü, Çocuklar ve Adresler isimli hikâye kitabı ile 1992, 6. Adana Altın Koza Film Festivali film öyküsü ödülü, Kül Aşklar isimli hikâye kitabı ile 1994, Çağdaş Gazeteciler Derneği Yılın Gazetecisi Ödülü, Güneydoğu'da Gazeteci Olmak isimli araştırma ve inceleme kitabıyla 1996 P.E.N. Onat Kutlar film öyküsü yarışması özel ödülü 1998 Sabri Altınel şiir yarışması 1.'lik Ödülü 1998 Adana Altın Koza Film Öyküsü Ödülü 1999 Orhon Murat Arıburnu Şiir Ödülü 2000 İsveç P.E.N. Onur üyeliği Ödülü

Şiirlerini İncele
Yılmaz Güney
Şair

Yılmaz Güney

– Günümüz

Yılmaz Güney'in gerçek adı Yılmaz Pütün'dür. Kendi ifadesine göre Pütün kırılması zor sert meyve çekirdeği demektir. 1937 yılında, topraksız bir köylü ailenin iki çocuğundan biri olarak dünyaya geldi. 10 yaşındayken evden kaçarak Adana'daki akrabalarının yanına gitti. Bir süre Kemal ve And Film şirketlerinin bölge temsilcisi olarak çalıştı. Üniversite okumak üzere İstanbul'ya gitti ve Atıf Yılmaz ile tanıştı. Bu süreçte bir yandan da hikayeler yazıyordu. Daha sonra Atıf Yılmaz'ın da desteğiyle sinemada çalışmalarına başladı.Yılmaz Güney, 1959 yılında Atıf Yılmaz'ın yönetmenliğini yaptığı Bu Vatanın Çocukları ve Alageyik isimli filmlerin hem senaryosunu yazar hem de filmlerde rol alır ve oynar. Karacaoğlan'ın Karasevdası'nda da yönetmen yardımcılığı yapar. Yeni Ufuklar ve On Üç gibi dergilere de öyküler yazan Yılmaz Güney, bir öyküsünde komünizm propagandası yaptığı gerekçesiyle yargılanır ve 1961 yılında bir buçuk yıl hapis cezasına mahkum olur.İki yıl sonra tekrar kaldığı yerden devam eden Yılmaz Güney, o dönemde daha çok macera filmleri çeker. Filmlerinde ezilen, hor görülen bir 'Anadolu çocuğunun' otoriteye başkaldırısı vardır. Bu dönemde Çirkin Kral lakabını alır. Bu dönemdeki en önemli Lütfü Akad'ın yönettiği ve kendisinin yazdığı bir film olan Hudutların Kanunu'dur. Bu dönem boyunca oyunculuğunu geliştiren Yılmaz Güney, abartısız ve yalın oyunculuk anlayışı bu dönemde artık oturtmuştur.ılmaz Güney 1972 yılında 'devrimcilere yardım ve yataklık yaptığı' gerekçesiyle 2 yıl hapse ve sürgüne mahkum edildi. Yılmaz Güney içeride kaldığı süre boyunca sinema ve sanat ile ilgili fikirlerini; şiir ve öykülerini o dönemde çıkarmaya başladığı Güney dergisinde yayınlamıştır. 1974'te cezaevinden çıktı. İki yıldan fazla cezaevinde kalan Yılmaz Güney aynı yıl Arkadaş filmini çekti. Yine aynı yıl Endişe adlı filmi çekerken Yumurtalık ilçesindeki bir gazinoda ilçe yargıcı Sefa Mutlu'yu tabancayla vurarak öldürmekten tutuklandı ve 25 Ekim'de Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde başlayan yargılamaların sonucu 13 Temmuz 1976'da 19 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Cezaevinde sinema ile olan ilgisi devam etti. Bu dönemde yazdığı Zeki Ökten tarafından çekilen Sürü ve yurt dışnda ve yurt içinde büyük ilgi gören ve Şerif Gören tarafından Yol çekildi.Cezaevindeyken Güney adlı bir sanat-kültür dergisi çıkardı. 13. sayıdan itibaren ülkede ilan edilen sıkıyönetim sonucunda dergisi kapatıldı ve hakkında yazdıklarından ötürü 10 ayrı dava açıldı. İstenen ceza toplamı yüz yıl idi. 1981 Ekiminde izinli olarak çıktığı Isparta Cezaevi'ne bir daha dönmeyerek geri kalan yaşamını yurtdışında sürdürmüştür.12 Eylül döneminde kendi dergisi olan Güney'de yazdığı yazılardan dolayı yaklaşık yüz yıla yakın ceza istemiyle yargılanıyordu. 1981'de Isparta yarı açık cezaevinden izinli olarak ayrıldı ve yurt dışına kaçtı. Cezaevinden firar ettikten sonra Yol'un kurgusunu tekrar yaptı ve Cannes Film Festivali'nde ödül aldı. Cannes'den kazandığı 250 bin Euro'yu Türk Hava Kurumuna Bağışladı. Yurt dışına kaçtıktan sonra Duvar filmini Fransa'da çekti.1984'te mide kanserinden ölen Yılmaz Güney, son yıllarını Paris'te geçirdi. Eserleri Boynu Bükük Öldüler (1971) Ağıt Arkadaş Sürü Salpa (1975) Ölüm Beni Çağırıyor Gençlik Öyküleri Acı Sonsuz Bekleyiş Otuz Yılın Şiirleri Yol Sanık Hücrem Soba, Pencere Camı ve İki Ekmek İstiyoruz Oğluma masallar Zavallılar Sen ve ötekiler

Şiirlerini İncele
Ömer Hayyam
Şair

Ömer Hayyam

– Günümüz

Gıyaseddin Eb'ul Feth Ömer İbni İbrahim'el Hayyam veya Ömer Hayyam, Fars şair, filozof, matematikçi ve astronom.Hayyam Nişabur'ludur. Yaşadığı dönemin ünlü veziri Nizamül-Mülk ve Hasan Sabbah ile aynı medresede zamanın ünlü alimi Muvaffakeddin Abdüllatif ibn el Lübad'tan eğitim görmüş ve hayatı boyunca her ikisi ile de ilişkisini koparmamıştır. Bazı kaynaklar; Hasan Sabbah'ın Rey kentinden olduğu Nizamül-Mülk'ünde yaşca Ömer Hayyam ve Hasan Sabbah'tan büyük olduğunu ve buna dayanarak aynı medresede eğitim görmediklerini belirtmektedir. Ama yine de Ömer Hayyam, Hasan Sabbah ve Nizamül-Mülk'ün ilişki içinde olduklarını inkar etmemektedir. Birçok bilim adamınca Batıni, Mutezile anlayışlarına dâhil görülür. Evreni anlamak için, içinde yetiştiği İslam kültüründeki hakim anlayıştan ayrılmış, kendi içinde yaptığı akıl yürütmeleri eşine az rastlanır bir edebi başarı ile dörtlükler halinde dışa aktarmıştır.Çadırcı anlamına gelen 'Hayyam' takma adını babasının çadırcılık yapmasından almıştır. Ayrıca İstanbul'un Beyoğlu ilçesinde bir semte adını da vermiştir. Tarlabaşı bulvarında Sakızağacı ışıklardan başlayıp, Tepebaşı'na kadar inen caddenin adıdır.Hayyam aynı zamanda çok iyi bir matematikçiydi. Binom Açılımını ilk kullanan bilim adamıdır.Hayyam, genelde şiirlerindeki eğlence düşkünlüğünün belirgin olmasından dolayı Rubâileri ile ünlenmiştir.Geçmişte yaşamış birçok ünlünün aksine Ömer Hayyam'ın doğum tarihi günü gününe bilinmektedir. Bunun sebebi Ömer Hayyam'ın birçok konuda olduğu gibi takvim konusunda uzman olması ve kendi doğum tarihini araştırıp gün be gün doğru bulmasına dayanmaktadır.Rubailerinde, dünya, varoluş, Allah, devlet ve toplumsal örgütlenme biçimleri gibi hayata ve insana ilişkin konularda özgürce ve sınır tanımaz bir şekilde akıl yürüttüğü görülmektedir. Akıl yürütürken ne içinde yaşadığı toplumun ne de daha öncesi zamanlarda yaşayan toplumların kabul ettiği hiçbir kurala/tabuya bağlı kalmamış, kendinden önce yaşayanların insan aklına koymuş olduğu sınırları kabullenmemiş, bir anlamda dünyayı, insanı, varoluşu kendi aklıyla baştan tanımlamış; bu nedenle de çağını aşarak 'evrenselliğe' ulaşmıştır. Ancak unutmamak gerekir ki Hayyam'ın yaşadığı dönem, kendisi gibi çağları aşan ve tarihin gördüğü en büyük düşünürlerden birini yaratacak sosyo-kültürel altyapıya sahipti. Kendi tarihinin belki de en aydınlık dönemlerini yaşayan İslam dünyasında felsefenin hak ettiği ilgiyi gördüğü, Selçuklu saraylarında ise sentez bir Ortadoğu kültürü (Türk-Hint-Arap-Çin-Bizans) oluşmaya başladığı bir dönemde yaşayan düşünür, böylece nispeten yansız ve bilimsel bir öğrenim görmüş, Müslüman fakat felsefeyi günah saymayan bir toplum içinde özgürce felsefe ile ilgilenebilmiştir.Hayyam, aynı zamanda dünya bilim tarihi için de önemli bir yerdedir. Dünyanın ilk rasathanesini kurmuştur. Günümüzde kullanılan Miladi ve Hicri Takvimlerden çok daha hassas olan Celali Takvimi'ni hazırlamıştır. Okullarda Pascal Üçgeni olarak öğretilen matematik kavramı aslında Ömer Hayyam tarafından oluşturulmuştur. Matematik, astroloji konularında dünyanın önde gelen en büyük bilim adamlarındandır. Birçok bilimsel çalışması olduğu bilinmektedir.Yaşadığı dönemi takip eden yıllar boyunca, İslam dünyasında düşünce ve aklı reddeden bir yapının oluşması, İslam coğrafyasında siyasi iktidar mücadelesi, toplumsal sınıflar arasındaki mücadelelerde iktidarların geniş halk kitleleri üzerinde otoritelerini koruyabilmek adına dini kullanması neticesinde adeta 'yobazlığın' iktidara oturtulması; Ömer Hayyam gibi insan aklına ışık tutmaya çalışmış birçok düşünürün 'sapkın' ilan edilmesine, genel anlamda toplumsal eğitim seviyesinin düşmesi nedeniyle de Ömer Hayyam'ın şarap ve zevk düşkünü olarak anlaşılmasına sebep olmuştur. Bu nedenle Ömer Hayyam tüm zamanlarda iktidara muhalif olanlar için bir ilham kaynağı olagelmiştir.Pek çok Rubai ünü sebebiyle Hayyam'ınkilerine karıştırılmıştır, bilinen kadarıyla Rûbailerinin sayısı 158'dir. Fakat kendisine mal edilenler binin üzerindedir.Ayrıca Ömer Hayyam için tarihteki ilk bilinen savaş karşıtı eylemci yakıştırması da yapılmaktadır. Rubailerinin Türkçe'ye çevirisi farklı birçok çevirmen tarafından yapılmışsa da rubaileri Türk halkına sevdiren çeviri Sabahattin Eyüboğlu tarafından yapılmıştır. Eserleri Ziyc-i Melikşahi. (Astronomi ve takvime dair, Melikşah'a ithaf edilmiştir) Kitabün fi'l Burhan ül Sıhhat-ı Turuk ül Hind. (Geometriye dair) Risaletün fi Berahin İl Cebr ve Mukabele. (Cebir ve denklemlere dair) Müşkilat'ül Hisab. (Aritmetiğe dair) İlm-i Külliyat (Genel prensiplere dair) Nevruzname (Takvim ve yılbaşı tespitine dair) Risaletün fil İhtiyal li Marifet. (Altın ve gümüşten yapılmış bir cisimde altın ve gümüş miktarının bilinmesine dair. Almanya Gotha kütüphanesinde bir nüshası mevcuttur.) Risaletün fi Şerhi ma Eşkele min Musaderat(Öklid'in bir probleminin çözülmesi metoduna dair, Hollanda Leiden kütüphanesinde bir nüshası vardır. F. Woepcke fransızcaya çevirmiştir.) Risaletün fi Vücud (Felsefede ontoloji bahsine dair. Britanya kütüphanesinde bir nüshası mevcuttur.) Muhtasarun fi't Tabiiyat (Fizik İlmine dair) Risaletün fi'l Kevn vet Teklif (Felsefeye dair) Levazim'ül Emkine (Meskûn yerlerin iklimi ve hava değişikliklerine dair) Fil Cevab Selaseti Mesâil ve fi Keşfil Hicab (Üç meseleye cevap ve alemde zıtlığın zorunlu olduğuna dair) Mizan'ül Hikem (Pırlantalı eşyaların taşlarını çıkarmadan kıymetini bulmanın yöntemine dair) Abdurrahman'el Neseviye Cevab (Hak Teâlâ'nın alemleri yaratmasının ve insanları ibadetle yükümlü kılmasının hikmetine dair) Nizamülmülk (Arkadaşı olan vezirin biyografisi) Eş'arı bil Arabiyye (Arabça rûbaileri) Fil Mutayat (İlim prensipleri)

Şiirlerini İncele
Ümit Yaşar Oğuzcan
Şair

Ümit Yaşar Oğuzcan

– Günümüz

1845'te Eskişehir Ticaret Lisesi'ni bitirdi. Osmanlı Bankası ve Türkiye İş Bankası'nda çalıştı. 1977'de İş Bankası Halka İlişkiler Müdür Yardımcılığı görevinde iken emekliye ayrıldı.İstanbul'da kendi adını taşıyan bir sanat galerisi kurdu. Bir süre yayıncılık yaptı ve Akbank Genel Müdürlüğü Krediler Servisi'nde çalıştı. Yaşamının son döneminde mizah dergisi 'Çarşaf'ta mizah şiirleri yazdı.İlk şiiri 1942'de Eskişehir'de yayınlanan 'Kocatepe' gazetesinde yayınlandı. Daha sonra Yedigün, Varlık, Büyük Doğu gibi dergilerde yayınlanan şiirleriyle tanındı. İlk şiir kitabı 'İnsanoğlu' 1947'de basıldı. Zamanla geniş kitlelerin okuyup hayranlık duyduğu bir aşk ve ölüm şairi olarak tanındı.Şiirlerinde Faruk Nafiz Çamlıbel duyarlılığı görülür. 1973'de büyük oğlu Vedat'ın intiharından sonra 'ölüm' temasına daha çok eğildi. Bazı şiirleri çağdaş sanat müziğinin popüler bestecileri tarafından bestelendi. En duyarlı ve yoğun aşk şiirlerinin yazarıdır. Eserleri İnsanoğlu (1947) Dolmuş (1955) Aşkımızın Son Çarşambası (1955) Bir Daha Ölmek (1956) Avrupa Görmüş Adam (gezi notları-şiirler) Kör Ayna (1957) İki Kişiye Bir Dünya (1957) Beni Unutma (ilk yedi kitabından seçmeler) (1959) Karanlığın Gözleri (1960) Akıllı Maymunlar (1960) Seninle Ölmek İstiyorum (1960) Üstüme Varma İstanbul (1961) Sahibini Arayan Mektuplar (1961) Yeni Dünya Rekoru (1961) Sevenler Ölmez (1962) Çigan Gözler (1962) Ötesi Yok (1963) Hüzün Şarkıları (1963) Bir Gün Anlarsın (1965) Sadrazamın Sol Kulağı (1965) Mihribana Şiirler (1965) Taşlar ve Başlar (1966) Seni Sevmek (1966) İnşallahla Maşallahla (1965) Toprak Olana Kadar (1968) Göbek Davası (1968) Ben Seni Sevdim mi (1968) Halktan Yana (1969) Aşk mıydı O (1969) Önce Sen Sonra Ben (1971) Rubailer (1972) Acılar Denizi (1973) Yalan Bitti (1975) En Eski Yalnızlığımdın Sen Benim (1978) Dikiz Aynası (yergi şiirleri, 1982)

Şiirlerini İncele